Yetersizlik duygusu ve içimizdeki eleştirmen
"Yeterince iyi değilim", "er geç anlayacaklar", "başkaları olsa daha iyi yapardı": Bu cümleleri içinden sık sık duyan kişi, dışarıdan başarılı görünse bile kendini sürekli bir sınavda hissedebilir. Yetersizlik ve değersizlik duygusu, çoğu zaman sert bir iç eleştirmenle birlikte gelir; hatalar büyütülür, başarılar şansa ya da tesadüfe bağlanır.
Bu ses nereden gelir?
Şema terapi çerçevesinde bu deneyim, erken dönemde şekillenen bazı şemalarla ilişkilendirilir. Kusurluluk/utanç şeması, kişinin önemli yönleriyle eksik, kusurlu ya da istenmeyen biri olduğuna dair bir his olarak tanımlanır; yüksek standartlar şeması ise çok yüksek içsel ölçütlere ulaşmak için sürekli çabalamak gerektiği inancını anlatır. Bu şemalar eleştirel, kıyaslayan ya da duygusal olarak uzak bir ortamda büyümekle ilişkilendirilebilir, ancak her kişinin öyküsü farklıdır.
Kişi bu duyguyla farklı yollarla baş etmeye çalışır: Kimi mükemmeliyetçilikle ve aşırı çalışmayla eksiği kapatmaya çalışır, kimi değerlendirileceği ortamlardan kaçınır ya da işi erteler, kimi de sürekli onay arar. Bu yollar kısa vadede rahatlatsa da "yetersizim" inancını sınamaya fırsat vermediği için onu sürdürür.
Kendine şefkat
Kendine şefkat, araştırmacı Kristin Neff'in tanımıyla, zorlandığımızda ya da hata yaptığımızda kendimize yakın bir arkadaşa davranacağımız gibi davranabilmektir: Sert yargı yerine anlayış, "yalnızca ben böyleyim" duygusu yerine bunun ortak insan deneyiminin parçası olduğunu hatırlamak ve acıyı ne bastırıp ne de büyütmeden fark edebilmek. Kendine şefkat, kendine acımak ya da sorumluluktan kaçmak değildir.
Psikoterapide iç eleştirmenin kökenini anlamak, bu sesin ne zaman devreye girdiğini fark etmek, daha dengeli bir öz değerlendirme geliştirmek ve karşılanmamış ihtiyaçlara yer açmak üzerine çalışılabilir. Ayrıntı için şema terapi yazısına ve çalışma alanları sayfasındaki "Özgüven" başlığına bakabilirsiniz.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.
← Tüm yazılar