Üzüntü mü, depresyon mu?
Üzüntü, kayıp ve hayal kırıklığı karşısında verilen doğal bir tepkidir; zamanla hafifler ve kişi hayatına kaldığı yerden devam eder. Depresyon ise günlük duygu dalgalanmalarından farklıdır. Dünya Sağlık Örgütü'nün tanımıyla depresyonda çökkün bir duygudurum ya da daha önce keyif alınan şeylere karşı ilgi kaybı haftalarca, günün büyük bölümünde sürer ve kişinin iş, okul ve ilişkilerdeki işlevini etkiler.
Bu tabloya uyku ve iştah değişiklikleri, enerji düşüklüğü, odaklanma güçlüğü, değersizlik ya da suçluluk duyguları ve geleceğe dair umutsuzluk eşlik edebilir. Depresyon her zaman belirgin bir üzüntü olarak görünmez; bazen boşluk, isteksizlik ya da "hiçbir şey hissetmiyorum" hâli olarak yaşanır. Bazı kişilerde bedensel yakınmalar, kolay sinirlenme ya da sürekli yorgunluk ön plandadır.
Geri çekilme döngüsü
Depresif dönemde her şey daha zor gelir; kişi sosyal ortamlardan, daha önce keyif aldığı etkinliklerden ve sorumluluklardan geri çekilmeye başlar. Bu geri çekilme kısa vadede anlaşılır bir dinlenme gibi görünse de keyif ve başarı kaynaklarını da azaltır; böylece çökkünlük derinleşebilir. Psikoterapide bu döngünün nasıl kurulduğunu anlamak ve küçük, ulaşılabilir adımlarla yeniden hareket etmeye başlamak önemli bir çalışma alanıdır.
Dünya Sağlık Örgütü, depresyon için bilişsel davranışçı terapi ve davranışsal aktivasyon gibi psikolojik yaklaşımları etkili yöntemler arasında sayar; orta ve ağır düzeyde ise psikoterapi, hekim takibindeki ilaç tedavisiyle birlikte yürütülebilir. Tekrar eden değersizlik ve "yetersizim" inançları üzerinde ise şema terapi çerçevesinde çalışılabilir. Hangi yolun uygun olduğu, ilk değerlendirmede birlikte ele alınır; tıbbi değerlendirme gerekiyorsa bir psikiyatriste yönlendirme yapılır (bkz. psikolog mu, psikiyatrist mi?).
Acil durum: Ölüm ya da kendinize zarar verme düşünceleri yaşıyorsanız lütfen bunu yalnız taşımayın; 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.
← Tüm yazılar