Çalışma alanları

Kaygı bozuklukları

Yoğun endişe, panik atak, fobiler ve sosyal kaygı günlük hayatı daraltmaya başladığında, kaygının nasıl işlediğini anlamak ve onunla ilişkiyi değiştirmek üzerine çalışılabilir.

Kaygı ne zaman sorun hâline gelir?

Kaygı, tehlike karşısında bedenin verdiği doğal bir tepkidir ve herkes zaman zaman kaygı duyar. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kaygı bozukluklarını olağan kaygıdan ayıran özellikleri şöyle tarif eder: Korku ya da endişe durumla orantısız biçimde yoğundur, kontrol etmesi zordur, uzun süre devam eder, belirgin sıkıntı yaratır ve kişinin iş, okul ya da ilişkilerini etkiler. DSÖ'ye göre kaygı bozuklukları dünyada en yaygın görülen ruhsal durumlardır.

Bu başlık altında farklı görünümler yer alır: belirli bir konuya bağlı olmayan sürekli endişe, aniden gelen yoğun korku dalgaları (panik atak), belirli nesne ya da durumlardan korkma (fobiler) ve başkaları tarafından değerlendirilme korkusu (sosyal kaygı). Hangi görünüm ön plandaysa çalışmanın odağı ona göre belirlenir.

Kaçınma döngüsü

Kaygının en belirleyici özelliklerinden biri kaçınmadır. Kaygı uyandıran durumdan uzak durmak kısa vadede rahatlatır; ancak kişi, korktuğu şeyin aslında başa çıkılabilir olduğunu deneyimleme fırsatını kaçırır. Böylece kaçınılan alan zamanla genişler: Önce kalabalık bir etkinlik, sonra toplu taşıma, sonra belki evden çıkmak. Kaygının bedendeki belirtileri de (çarpıntı, nefes darlığı, kas gerginliği) tehlike işareti olarak yorumlandığında döngü güçlenir.

Tanı ve tıbbi değerlendirme

Kaygı bozukluklarının tanısı hekim tarafından konur. Tanısı konmuş durumlarda süreç, ilgili hekimin yönlendirmesi ve iş birliğiyle yürütülür. Çarpıntı ve nefes darlığı gibi belirtiler başka tıbbi nedenlerle de ortaya çıkabileceğinden, özellikle ilk kez yaşandığında hekim değerlendirmesi önemlidir.

Psikoterapide nasıl çalışılır?

DSÖ, kaygı bozukluklarında psikolojik müdahaleleri temel tedavi olarak tanımlar ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) için en güçlü araştırma desteğinin bulunduğunu belirtir. BDT çerçevesinde endişeyi besleyen düşünceler ("ya kötü bir şey olursa", "rezil olacağım") fark edilir ve kanıtlarıyla birlikte incelenir. Kaçınılan durumlara kademeli ve planlı biçimde yaklaşmak (maruz bırakma), kaygının zamanla azaldığını deneyimlemeyi sağlar. Nefes ve gevşeme becerileri de bu çalışmayı destekler.

Kaygı uzun süredir devam ediyor ve kişinin kendine ya da dünyaya dair köklü inançlarıyla ("güvende değilim", "başkalarına güvenilmez") bağlantılıysa Şema Terapi çerçevesi de kullanılabilir. Hangi yöntemin ne ölçüde kullanılacağı, ilk değerlendirmede birlikte belirlenir.

Acil durum: Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleri yaşıyorsanız ya da nedeninden emin olmadığınız göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtiler varsa lütfen 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Sık sorulan sorular

Kaygı için psikoterapiye ne zaman başvurulur?

Endişe, panik ya da korku günlük hayatı daraltmaya, kaçınmalara ve işlevsellik kaybına yol açmaya başladığında psikoterapi bir seçenek olarak düşünülebilir. İlk görüşmede durumunuz birlikte değerlendirilir.

Panik atak için online görüşme uygun mu?

Birçok durumda evet; bu, ilk değerlendirmede birlikte kararlaştırılır. Bedensel belirtiler ön plandaysa tıbbi değerlendirme için hekime yönlendirme yapılabilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Kaygı için psikoterapi ne kadar sürer?

Süre, kaygının türüne, ne zamandır sürdüğüne ve kişiye göre değişir. Bilişsel Davranışçı Terapi genellikle hedef odaklı planlanır; görüşme sıklığı ve süreç ilk değerlendirmeden sonra birlikte belirlenir ve ilerledikçe gözden geçirilir.

İlgili yazılar

Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

← Tüm çalışma alanları

İletişim

Bilgi almak için telefon, WhatsApp ya da e-posta ile ulaşabilirsiniz. Görüşmeler Pendik'te yüz yüze ya da online yapılır.